Six Feet Under dizisiyle hayran kitlesini alabildiğine genişleten Alan Ball’un yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği ve Türkiye’de Tabu ismiyle gösterime giren 2007 yapımı “Nothing is Private/Towelhead” filmini keşfedip izleme olanağını yeni buldum. On üç yaşında yarı Lübnanlı yarı Amerikalı Jasira’nın çocukluktan ergenliğe geçiş yılını anlatan filmin etkileyiciliği, işlenen konuların dünyanın her yerinde yaşanmış ve yaşanılabilir olmasından geliyor.
Film, Jasira’nın –amiyane tabirle– bikini bölgesinin üvey babası tarafından traş edilmesiyle başlar. Çünkü okul arkadaşları, erken büyüyüp geliştiği için Jasira’yla dalga geçer. Bu son derece rahatsız edici sahneyi izlerken akla ilk gelen sorulardan biri şu: “Annesi öğrendiği zaman ne yapacak?” Bu sorunun cevabı ise seyircinin filmden aldığı ikinci darbe olur. Anne, aslında diğer pek çok annenin yaptığını yapar. Kocasının yanında yer alıp kızına “bütün bunların sorumlusu sensin, büyüdüğün halde hala küçük bir kız gibi davranıyor ve vücudunu sergiliyorsun” der ve onu Amerika’da başka bir şehirde yaşayan Lübnanlı babasının yanına gönderir.
Babası Rifat’ın yanında geçirdiği ilk gecenin sabahında bir tokatla “aklı başına gelir” küçük kızın. Sebebi ise; kısa şortlu pijamasıyla, yani yatak kıyafetiyle, kahvaltı masasına oturmasıdır. Filmde başka şiddet sahnesi olmamasına rağmen o tokatın ve yarattığı korkunun ağırlığı film boyunca hem Jasira’nın hem de seyircinin üzerinde kalır. Şiddetin devamının gelebileceği kimsenin aklından çıkmaz.
Baba Rifat; cimri, bencil ve ilgisizdir. Jasira ilk defa adet gördüğünde babasıyla markete gider. Baba, kızının tampon kullanmasına kesinlikle karşıdır ve bu yetmiyormuş gibi; epeyce para kazanmasına rağmen kızına en ucuz ve kalitesizinden bir paket hijyenik ped alır. Bu arada Rifat, gittikçe daha çok geceyi sevgilisinin evinde geçirmeye başlamıştır. Ancak, aynı zamanda, kızına türlü şeyleri yasaklamayı ihmal etmez. Jasira’nın babasına göre; uygunsuz olan giysileri giymesi, makyaj yapması, okuldan sonra dışarda vakit geçirmesi, arkadaşlarının evinde kalması ve tahmin edildiği gibi erkek arkadaş sahibi olması da yasaktır.
Jasira komşunun oğluna bakıcılık yaparken, küçük oğlanla beraber saatlerce babasının evde buldukları erotik dergilere bakarlar. Dergilerin de etkisiyle Jasira; cinselliği keşfeder ve bu dergilere bakarak mastürbasyon yapmaya ve vücudunu tanımaya başlar.
Kendisi de bir eşcinsel olan yönetmen Alan Ball tabii ki karmaşık cinsel yönelim meselelerine değinmeden bırakmaz filmi. Film boyunca alttan alta Jasira’nın biseksüel ve hatta lezbiyen olma ihtimali de tartışılır. Sözgelimi, dergilerde fotoğraflarını gördüğü kadın bedenleri Jasira için tahrik edicidir ve fantezilerini süsler. Genç kızın cinsel yönelimi ise belirsiz bir gelecekte sonuçlanmak üzere bir kenara bırakılır ve aynı yıl içinde Jasira’nın kendi okulundan bir erkek arkadaşı olur.
Yarı Arap olan Jasira’nın sevgilisi zenci bir çocuktur. Jasira’nın erkek arkadaşı olduğunun fark edilmesi üzerine, babanın karakter özelliklerinden birini daha öğrenir seyirci. Rifat’ın ırkçı eğilimleri su yüzüne çıkar ve Jasira’nın erkek arkadaşıyla görüşmesi yasaklanır. Ancak her genç kız gibi Jasira da asidir ve yasakların tatlı ve büyülü etkisiyle babasının eve nadiren uğramasından faydalanarak erkek arkadaşıyla görüşmeye devam eder. Bu görüşmelerin birinde annesinin evinde yıllar önce yaşadığına benzer ikinci bir kasık traşı sahnesi düşer beyaz perdeye. Bu defa Jasira’ya “yardım” eden üvey babası değil erkek arkadaşıdır.
Filmin asıl düğümü ise Jasira’nın, oğluna bakıcılık yapmaya başladığı komşu amcayla olan ilişkisidir.
Devam edecek…
(07.07.2010)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder