
Her şey bundan dört yıl önce İrlanda müziğine merak sarmamla başladı. Türün popüler temsilcilerini dinlemeye, İrlandalılarla ilgili okumaya başlamıştım ki kaçınılmaz olarak Keltlere ve onların bugünkü mirasçılarına ulaştım. İrlanda, İskoçya, Galler, Cornwall ve Man Adası, yani bugün İngiltere sınırları içinde kalan bölgeler dışında Fransa'da Bröton bölgesinin Kelt kökenli olduğunu öğrenmek tam bir sürprizdi. “Nasılmış acaba?” deyip ilk şarkıyı dinlememle gerisi geldi, Bröton müziğinde takılı kalıverdim. Sonraki bir yıl boyunca her güne o şarkılarla başladım desem yeridir. Bu yazıyı ise hem o günlerin anısına hem de Alan Stivell'i bir nebze olsun tanıtmak için yazıyorum.
İrlanda özelinde Keltlere atfedilen başlıca enstrüman bilindiği gibi Türkiye'deki tutum'un neredeyse aynısı olan gayda. Ancak benzerlik bununla kalmıyor. Brötonların 'bombard' adı verilen entrüman bizdeki zurna'nın tıpatıp aynısı. Keltlerin kökeninin Anadolu'ya dayandığı tartışması ne kadar bilimseldir bilinmez ama medeniyetlerin beşikleri antik Mısır, Mezopotamya ve Anadolu'dan çıkan bu çalgıların Keltlere ulaşmaması imkansız olurdu. Zira tulum ve zurnanın binlerce kilometre ötede kullanılışının başka açıklaması olamaz. Bu tipik Kelt enstrümanlarıyla beraber 'lir'in evrilmiş hali olan arpın 'Kelt arpı' adı verilen türü ise yine geleneksel Kelt çalgıları arasında. Kelt arpının günümüzdeki duayeni ise Alan Stivell'den başkası değil.
1944 doğumlu olan ve küçük yaştan itibaren babasından Kelt arpı eğitimi almaya başlayan Stivell müzik hayatına geleneksel Bröton halk şarkılarını çalarak ve yorumlayarak başlıyor. 1964'ten itibaren kısa aralıklarla çıkarmaya başladığı stüdyo ve konser albümleri genellikle hayata döndürdüğü ve kaydederek ölümsüzleştirdiği bu anonim şarkılardan oluşuyor. Bununla beraber yıllar geçtikçe kendi bestelerinden oluşan albümler yapmaya başlıyor. Kendi bestelerinde dahi şarkı sözlerinin büyük çoğunluğu Brötonca. Bu bakımdan Stivell'in Bröton dilinin ve müziğinin korunması için diğer Bröton sanatçılardan daha fazla uğraştığını görüyoruz. Zira geleneksel ezgileri ağırlıklı olarak kullanan Bretonların çoğu şarkılarını Fransızca söylemeyi tercih ediyor. Yok olmaya yüz tutmuş ve son derece zor olan bu dili inatla yaşatmak ise takdire şayan. Bununla beraber Brötonca olanların yanı sıra Stivell'in İrlandaca, Fransızca ve İngilizce şarkıları da bulunmakta.
Peki Stivell ne anlatıyor? Şarkılarının tümü öyle ya da böyle Keltlerle ve Kelt tarihiyle ilgili. Yani sırf Brötonlarla ilgili değil, diğer 'kardeş halklarla' (özellikle İrlandalılar ve İskoçlarla) ilgili şarkıları bulunmakta. Başlarda anonim Bröton ve İrlanda şarkılarını söyleyen Stivell yıllar geçtikçe kendi bestelerinden oluşan konsept albümleri yapmaya başlıyor. Örneğin Brötonların Anglo-Sakson istilası sebebiyle İngiltere topraklarından Fransa'nın kuzeyine kaçışlarını anlatan ve buraya yerleşmeleri sırasında yaşanan savaşlardan ve kurulan hükümdarlıklardan bahsettiği 1977 yapımı Roak Dilestra (Avant d'accoster - Before Landing) adlı albüm tarihsel olayları ve kişileri sırasıyla anlatıyor. Ancak internette -İngilizce'yi geçtim- sadece birkaçının Fransızca çevirisinin bulunduğu bu şarkılarda anlatılan hikayelerde tarihin nerede bittiğini ve efsanelerin nerede başladığını bilemiyoruz.
Böylesine uzun bir müzik kariyeri tabii ki tek başına başarılacak şey değil. Bu yolda Stivell'in yanında duran çok önemli sanatçılar da olmuş. Mesela Brötonya'nın bağrından kopmuş en iyi gitaristlerden kabul edilen Dan Ar Braz bunların başında geliyor. Ayrıca pek çok sanatçıyla beraber çalışmış olan Stivell'in Youssou N'Dour, Soeurs Goadec, Khaled gibi dünyanın çeşitli yerlerinden sanatçılarla düetleri de var. Yine de sesinin en güçlü özelliği olmadığının farkında olan Stivell belki de bu yüzden neredeyse hiçbir şarkısını vokaller üzerine kurmamış ve müziğe daha çok önem vermiş. Ancak buna da istisnalar olabiliyor. Örneğin -kiminle olduğunu bilmediğim bir düet olan- “Ne Bado Ket Atao” (Bu Böyle Sürüp Gitmez), yaygın olarak kullanılan geleneksel Bröton vokal müziği 'kan ha diskan'a çok güzel bir örnek ve sadece iki kişinin sırayla şarkı söylemesine dayanıyor.
Tabii konu Fransa'da yaşayan bir etnik grup olan Brötonlar olunca ayrılıkçılık da gündeme gelebiliyor. Hal böyleyken 40 yıldır neredeyse bütün şarkılarında Kelt ve Bröton tarihinden, kral ve kahramanlarından, mitlerinden ve efsanelerinden bahseden Stivell'in bu meseleye nasıl baktığı da merak konusu olmuş. Zira “An Alarc'h” (Kuğu) gibi geleneksel şarkılarda 14. yy'da Fransızlara karşı kalelerini savunan Brötonları anlatan Stivell'in “1 Douar” (1 Dünya) adlı albümün ana teması ise barış içinde yaşayan dünya halkları. Bröton milliyetçisi olmadığını ve ayrı bir devleti savunmadığını söyleyen Stivell en azından unutulmaya yüz tutmuş bir tarihin sözcülüğünü yaptığı için anıları canlandırmada ve Brötonların etnik kimliklerini oluşturmada/hatırlatmada büyük rol oynamış durumda. Bugün Fransa'nın kuzey-batısında yaşayan Brötonlar kendi dillerinde eğitim verme ve görme hakkına sahipler. Bölgede sokak tabelalarının çift dilli olması ise bu etnik bilinçlenmeye bir diğer örnek.
Şimdi gelin Stivell'den ilk dinlediğim şarkıyı, 10. yy'da İrlanda'da yaşayan halkları birleştiren kızıl saçlı kral Brian Boru'nun hikayesini dinelyelim:
http://www.youtube.com/watch?v=atxyOCHFd8U
http://www.muse-ink.com/2010/02/unutulan-broton-tarihinin-hikayecisi.html (10.02.2010) adresinden alınmıştır.
bizdeki tulum, ki ayni zamanda Bulgar halkininda yoresel enstrumani ve Irlanda, Iskocya muziginin de onemli bir parcasi gayda...aralarinda garip bi iliski var...Irlanda muziginin cekiciligi belki de bi yerde ortak paydamiz olmasidir, bilemiyorum
YanıtlaSilAlan Stivell'i paylastigin icin saol, harika bir muzisyen. arp ve elektronun uyumu muhtesem...irlanda kokenli olarak thin lizzy de rock muzige farkli bir tat getirmisti... Alan da muzige resmen bir kultur getirmis, bu kulturu yazinla tanimak guzeldi
YanıtlaSiliki yorum için de çok teşekkürler.
YanıtlaSililk yoruma katılıyorum evet. zaten çılgınlar gibi dinlediğim zamanlar stivell'in sitesinin forumuna uzun bir mektup yazmıştım ve bu konudan bahsetmiştim. o da "e tabii ki uygarlığın beşiği mezopotamya, enstrümanların oradan çıkması şaşırtıcı değil" demişti.
ikinci yorum için de çok teşekkür ederim. elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. aslında yazacak daha çok şey vardı ama uzatmak ya da sıkmak istemedim ;)
thin lizzy'i ise bilmiyordum, kesinlikle bakacağım.