Ama tüm bunlar sadece kısa bir süreliğine devam edecek aslında. Ardından gelecek pek çok trajik olayın habercisi bu şenlikli aylar.
Yaz aylarında hayat tatilcilere ve onların havyanlarına güzel. Herkeste nereye kanalize edeceğini bilmediği bir sevgi ve enerji fazlası mı var acaba? Her yerde mutlu ev kedileri, mesut ev köpekleri… (Sitenin en babacan adamının mutlu da bir keçisi varmış vakt-i zamanında, köpek gibiymiş tam. Ama konumuz bu değil, nerede kalmıştık?) Bu sevimli hayvanlarla ilgili pek az kişinin bildiği bir şey ise, aslında onların sahipsiz olduğu. Yaz başında kendilerini bazı insanların yanında bulsalar da sahipsizler işte. Bunu sadece Ağustos’tan sonra bu yazlık muhitte yaşamaya devam edenler biliyor. Sözde sahipler bu sevgi ve enerji fazlasından kurtulup asıl hayatlarına, geldikleri şehirlere dönerken güya sahiplendikleri hayvanları ortalıkta bırakıveriyorlar çünkü.
Sonuç mu? 10′ar, 15′erlik gruplar halinde başı boş dolaşan aç ve susuz hayvanlar. Evlerde bakıldıkları için çöp karıştırmayı bilmeyen kediler, yaşadığı yeri koruma güdüsüyle 100 m. öteye yiyecek aramaya gidemeyen köpekler. Bırakın mangal sefası artığı kemikleri, kuru ekmeği bile bayıla bayıla yiyen hayvanlara dönüşüyorlar.
Geçen sene karşı komşumuzun çok güzel, çok sevimli bir kedisi olduğunu yeni hatırladım. Adı Balım’dı. Bal rengiydi, pek terbiyeli bir kediydi. Evimize de gelirdi ara sıra. Annem dışında herkes onu, o ise annemi severdi nedense.
Öğrendim ki Ağustos sonunda ortalığa bırakılmış köpekler parçalamışlar Balım’ı. Bir zamanlar ev hayvanı olan birkaç köpek… Hem de açlıktan!!! Balım’ın sahibi feryat figan. Cenaze törenleri mi yapılmamış, göz yaşı mı dökülmemiş ardından? Köpeğe mi üzülürsün kediye mi? (Belki de o yüzden Balım’ın yerini cevval bir kedi olan Karamel aldı…)
Kaç defa şahit oldum hayvanlar konusunda “vicdan yapmalara”, “bir kere eve aldıysan bakacaksın kardeşim”lere, “olur mu öyle sokağa bırakmak” demelere. Ama birileri bırakıyor işte, belki de bizzat bunları söyleyenler…
——————–
Bu haftanın kampanyası bildiğiniz üzere “Sokak Hayvanlarına Bir Kap Su”. Aşırı sıcaktan devlet memurlarına bile izin verilen şu günlerde, o kalın kürklerinin altında yaşam mücadelesi veren hayvanları lütfen arada aklımıza getirelim. Evde sakladığınız o yoğurt ya da dondurma kaplarına su doldurup köşe başına bırakmak; et, tavuk veya balık yedikten sonra kemik ve kılçıkları aç sokak hayvanlarının bulunduğu bir yere atmak o kadar da zor değil.
Tabii ki size “sokakta kalmış hayvanları sahiplenin” diyemem. Hayvan beslemek büyük sorumluluk ne de olsa. Ama sokakta yaşayan kedi ve köpekleri arada sırada hatırlamanızı isterim. Özellikle daha önce sahipli olduğunu ve sokağa bırakıldığını bildiğiniz, evde yaşamaya alışmış olanları. Çünkü biz her ne kadar “amaaan diğerleri nasıl buluyor yemeği, o da bulur oradan buradan bir şeyler” desek de, gerçek bunun tam tersi.
http://www.hayatadokun.net/?p=984 (11.08.2010)


